top of page
  • Writer's pictureSiyasal İktisat

On Adam, Bir Trilyon Dolar ve Amerikan Kapitalizminin Kişiselleşmesi – D. Schultz (Çev. K. Yıldırım)

Kapitalizm her zaman servetin birikimi ve yoğunlaşması ile ilgili olmuştur. Marx ve Engels bu olguyu ilk kez Komünist Manifesto'da dile getirdiler. Thomas Piketty de bize bunu hatırlattı. Ancak asla kapitalizmde zenginliğin kişiselleşmesi ve bunun toplum için anlamına odaklanmadılar. En son yayınlanan Amerika'daki en zengin kişiler listesi servetin sürekliliğini ve kişiselleşmesini akla getiriyor.


Forbes dünyanın en zengin kişileri sıralamasını yayınladı. Listenin başında 211 milyar dolarlık net servetiyle moda ve kozmetik imparatorluğu LVHM'nin sahibi Fransız Bernard Arnault yer alıyor. Yine de dünyanın en zengin 10’una odaklanırsak bunların 7’si toplam 786 milyar dolarlık servetleriyle ABD’de yer alıyor. Elon Musk, Jeff Bezos, Larry Ellison ve Michael Bloomberg gibi isimlerin de aralarında bulunduğu en zengin on Amerikalının toplam serveti 1 trilyon dolar. Ve Walmart imparatorluğunun sahibi Waltonlar ya da Koch ailesi bu listeye dahil bile değil. Dünyanın en zengin 25 kişisinden 17’si Amerikalı.


Bazıları için bu, Tanrı Amerika’yı Korusun anlamına gelir! Bu, herhangi birimizin milyarder ya da hiç olmazsa, en azından milyoner olabileceği Amerikan rüyası hikayesidir. Evet, ABD dünyadaki en fazla milyarder sayısı ve belki de kişi başına düşen milyarder yoğunluğuna sahipken ekonomik eşitsizliği 0 (tamamen eşitlik) ile 100 (aşırı eşitsizlik) arasında ölçen Gini katsayısı 1970'te 0.39’dan 1990'da 0.43'e ve 2022'de 0.49'a düşmüştür.

ABD hiçbir zaman ekonomik açıdan eşitlikçi bir ülke değilse de, en azından yakın tarihte, dünyada kendilerini demokratik saymaktan hoşlanan ülkeler arasında en az eşitlikçi olanlardan biri haline geldi. ABD’deki toplumsal hareketlilikteki düşüşün her nesilde daha da kötüleşmesiyle birleşince Amerikan Rüyası'nın çok az kişi haricinde geçerli olduğu sonucuna ulaşmak zorlaşıyor.


Kapitalizm, özellikle ABD’de, her zaman kişiselleşmiştir. Kapitalizm, bir zamanlar demiryolları, finans ya da petrolden para kazanan Vanderbiltlerin, Dupontların, Carnegielerin ve Rockefellerların hikayesiydi. Sömürdükleri işçilerin üzerinden milyarlar kazandılar ve sonra biz bunları kahraman olarak yüceltip, hayırsever kurumlar ya da vakıflar kurduklarında paraları için yalvarıyoruz. O paraları nasıl kazandıklarını unutarak onları yardımsever ve cömert görüyoruz. Onlar kelimenin tam anlamıyla on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl Amerikan kapitalizminin yüzleriydi.


Günümüzün kişiselleşmesi ise Silikon Vadisi, sosyal medya ve teknoloji. Musk, Bezos, Ellison ve Bloomberg'in yanı sıra Bill Gates, Mark Zuckerburg, Larry Page ve Steve Ballmer. Kapitalist zenginliğin doğası ve yüzleri değişmiş olsa da bu hala bir Amerikan plütokrasisidir.


Ne var ki, Amerikan kapitalizminin diğer yüzlerini unutmamalıyız. Bunlar, John Steinbeck'in Gazap Üzümleri'nde, Michael Harington'ın Öteki Amerika'sında, Barbara Ehrenreich'in Nikel ve Dimed'i ile tam olarak Yoksulluğun Yüzleri belgeselinde bahsettikleri yüzlerdir. Her biri Amerikan rüyasının kendileri için nasıl da yalnızca bir rüyadan ibaret olduğunun anlatısı olan yaklaşık 38 milyon insanımız resmi olarak yoksul.


Yoksulluk ile milyarderler arasında bir bağlantının olması tesadüf değil. Daha az sayıda insan zengin oldukça, yoksul insanların sayısı artıyor. 10 Amerikalının 1 trilyon dolarlık servetini en alttaki yüzde elli Amerikalının (kabaca 165 milyon kişinin) toplam servetinin 4,1 trilyon dolar olduğu gerçeğiyle karşılaştırın. Şayet net servetiniz 43.760 ila 201.800 dolar arasındaysa orta sınıfsınız demektir. Orta sınıfın altına indiğinizde özvarlık da kalmıyor; insanlar batmış durumda ve sahip olduklarından daha fazlasını borçlular.


Donald Trump ve 6 Ocak, pek çoklarının Amerikan demokrasisinin yaşayabilirliğini sorgulamasına neden oldu. Belki de yaşayabilirliği daha önceleri sorgulanmalıydı. F. Scott Fitzgerald'ın ifadesiyle, milyarderlerle ilgili sorun zengin oldukları için geri kalanımızdan farklı olmaları değil, aynı zamanda, zenginliklerini korumak için ekonomik güçlerini siyasi olarak kullanmalarıdır.


-------------------------------------------------------------------------

393 views0 comments
bottom of page