• Siyasal İktisat

"Komün Dersleri" ve Lenin'in Tarihsel Yöntemine Dair Gramscici Okuma Denemesi - Kansu Yıldırım


Paris Komünü, Lenin’in Ekim Devrimi, işçi sınıfının siyasi egemenliği ve bir devlet tipine ilişkin düşüncelerini ve eylemlerini şekillendirmiştir. 1871’den 1917’ye uzanırken Komün’ü tarihsel bir an olarak sabitlemeyen Lenin, Komün'e özgü koşulları inceleyerek birtakım başlıklarda “ders”ler çıkarmıştır. Komün koşullarını güncelleştirme, Lenin’in “devrimci durum” momentinin izini takip eden düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bu da Lenin’in konjonktürü ve sonrasını kapsayan tarihsel yöntemiyle ilgilidir.


Lenin’in tarihsel olaylara bakış açısına dair genel bir açıklamayı Antonio Gramsci’de bulabiliriz. Baştan belirtmek gerekir ki, Gramsci, tarihsel bir yöntemden bahsederken bunu Lenin’e referansla gerçekleştirmez ancak Gramsci’nin düşüncelerinin gelişiminde Lenin’in etkisi tartışmasızdır. Lenin’in Gramsci üzerindeki belirleyiciliğinden hareket ederek analoji kurmayı deneyebiliriz.


Gramsci, tarihsel yöntemin ilkelerini iki eksende incelerken bunları organik görüngüler ve konjonktürel görüngüler şeklinde ayırır. Kaleme aldığı oldukça kısa tasniflendirmede, Gramsci, organik görüngüler ile sosyo-tarihsel analizlere neden olan görece sürekli büyük ölçekli siyasal hareketler kastedilmektedir. Konjonktürel görüngüler ise rastgele, dolayımsız, çok kapsamlı tarihsel anlamı olmayan hareketleri belirtir. Organik görüngülerde toplumsal sınıflar ön planda iken, konjonktürel görüngülerin odağında küçük çaplı yönetici gruplar yer alır. Gramsci’ye göre bu iki analiz birbirine bağlı olmakla birlikte yapısal çelişkiler karşısında her birinin inceleme alanı farklılaşabilmektedir.


Siyasi olayları ve olguları değerlendirirken konjonktürel ve organik faktörleri gözeten Lenin, toplumsal ve sınıfsal bir “alternatif”in ilk adımını Komün deneyimi ile başlatır.



“Burjuvazi artık yönetemiyor, proletarya henüz yönetemiyor”


Lenin, Komün üzerine 1905 yılında vereceği bir konferansta Engels’in Fransa’da İç Savaş eserine yazdığı önsözdeki “Burjuvazi artık yönetemiyor, proletarya henüz yönetemiyor” cümlesiyle konuşmasına başlar. Giriş niteliğindeki bu alıntıyla Lenin, Komün arifesindeki Fransa’nın siyasal ve ekonomik koşulları ile işçi sınıfının kalkışmasına neden olan toplumsal faktörler arasındaki eşiğe dikkat çeker.


Uygun tabirle, işçi sınıfın bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıdadır. Siyasal zamanlama açısından kritik bir saptama olan “artık” ve “henüz” ifadeleri, Lenin için Komün’ün kaçınılmazlığını gözler önüne serer. Üçüncü Napolyon döneminin kokuşmuşluğu, Bonapartçılık, sınaî kalkınmanın hızlılığı, plütokrasinin tahribatı, hanedanlık içi iktidar kavgaları, Fransa’da yükselen şovenizm, Almanya ile savaş ortamı siyasi ve ekonomik açıdan belirleyicidir. Ağır vergiler, devlet tarafından alınan haraçlar/para cezaları, çalışma koşullarının kötülüğü, krallık tarafından istihdamın sağlanamaması, kilisenin gündelik yaşama gereğinden fazla müdahalesi gibi siyasi ve ekonomik baskılar, kalkışmasının toplumsal nedenlerini teşkil eder. Eşiğin beri yanına düşen bu etkenler, burjuvazinin girdiği yönetim krizini tanımlar. Bu nedenle burjuvazi “artık” yönetememektedir.


Komün’ü açık bir şekilde, yığınlara dinamizm kazandıracak karşı-hegemonya projesi olarak gören Lenin, “proletaryanın henüz yönetememesine” yol açan iradi ve gayriiradî koşulları sıralar. Organik görüngüler bağlamında öne çıkan ilk etken, Marx’ın ifadesiyle “bürokratik askeri makinenin” yani devlet aygıtının proletarya üzerinde kurduğu tahakkümdür. Proletaryayı mülksüzleştiren ve iktidara yönelik tehdit payını azaltmak amacıyla silahsızlaştıran Krallık, kilise, maliye ve ordu aygıtlarıyla sınıf örgütlenmesini engelleyecek yapısal zemini hazırlar. Konjonktürel bağlamdaysa Komün’ün önündeki zamansal ve mekânsal engel, örgüt eksikliğidir.


Lenin’e göre Komün deneyimi öncesinde ve sonrasında bir örgütün varlığı Komün sürecini uzatabilir. Bilhassa, 18 Mart günü cumhuriyetin ilan edilmesine müteakip sınıf içinde yayılmaya başlayan Blanquizm ve Proudhonculuk, Komün’ü ideolojik bakımdan yıpratmıştır.


Bir örgüt eksikliği nedeniyle dolaşım imkânı bulunan bu düşünceler, proleter sınıf bilincini engeller. “Vatan Tehlikede” şiarını öne çıkaran Blankiciler, sınıfın çıkarları ile ulusun çıkarları arasındaki ayrımı muğlaklaştırarak proletaryayı 1792’nin milliyetçi geleneklerine geri döndürme eğilimindedir. Lenin’e göre Blankiciler işçilerin kaderini burjuvazi ile ortaklaştırır. Proudhoncular ise “adil değişim” düsturunu benimseyerek sınıfsal çelişkilerin üstünü örten uzlaşmacı bir dayanışmacılığı benimser; Krallıktaki mevcut kurumların varlığını sürdürerek adil bir ülke kurulacağına inanırlar.


Lenin’in şiddetle eleştirdiği bu yaklaşımlar, Komün’ün yenilgisine yol açan süreci hızlandırmıştır. Ayrıca proletaryanın zamanını iyi hesaplayamaması, Fransa Bankası’na el konulması gibi Krallığı ve burjuvaziyi besleyen finansman damarlarını kesememesi, uzlaşmacı tavır nedeniyle Versailles üzerine askeri bir hareket düzenlememesi, sınıf bilinci taşıyan bir örgütün eksikliğinden kaynaklanır. Kendi kitle örgütlerini, kendi sınıf güçlerini örgütlemek elzemdir.


Lenin’in Komün üzerinden tespit ettiği başka bir durum, Ekim Devrimi öncesinde kaleme aldığı broşürün sayfalarındadır. Komün yenilgisinden sonra burjuvazi siyasi projesini gözden geçirmiş, yeni devlet tipini sağlamlaştıracak adımlar atmıştır. Yönetim aygıt ve örgütünü, halk üzerinde baskı kuracak sürekli ordu, polis ve memurlar kastından teşekkül etmiş, burjuva parlamenter cumhuriyetini yürürlüğe koymuştur. Plehanov, Kautsky ve oportünist küçük burjuvaların sandığının aksine burjuva parlamenter cumhuriyetin (BPC) riskleri vardır:


a) BPC’den krallığa dönüş daha kolaydır çünkü tüm baskı aygıtı ordu, polis, bürokrasi olduğu gibi kalır.

b) BPC, kitlelerin kendi dinamiklerince belirlenmiş siyasal yaşamını, tabandan tavana doğru devletin demokratik örgütlenmesini ve proleterlerin yönetime/karar alma süreçlerine katılmasını engeller.

c) BPC, proleterlerin mülksüzleştirilmesinin yanında erkekleri, kadınları ve çocukları asker haline getirerek kendi güvenliklerini sağlar.


Lenin’in siyasi metinlerindeki tespitleri ve eleştirileri dikkat edildiğinde Komün deneyimine bir şekilde temas eder. Komün, hem sınıf örgütlenmesi hem de proletarya diktatörlüğüne giden yolda devlet prototipini temsil etmesi bakımından Lenin’deki ‘alternatif’in ilk halidir.


Komün’ün siyasi ve ekonomik faaliyetlerinin yerel amaçlar dışında emekçiler, aşağılanmışlar, küçük düşürülmüşler için kurtuluş anlamı taşıdığını söyleyen Lenin, toplumsal sınıfların en geri katmanlarını uyandırmasından ötürü Komün’ün her zaman benzer koşullarda güncelliğini koruduğunu belirtir. 1905 ile 1917 Devrimleri arasındaki kendisinin de söylediği gibi: “Fransız proletaryası komün sırasında bunu ilk olarak gösterdi ve Rus proletaryası da Aralık ayaklanması sırasında parlak bir biçimde doğruladı”.



Kaynakça


V.I. Lenin, Komün Dersleri, Çeviren: Kenan Somer, Sol Yayınları, Ankara, 1992


V.I. Lenin, Collected Works, Vol. 8, Vol. 13, Vol. 17, Vol. 24


David Forgacs, Gramsci Kitabı: Seçme Yazılar 1916-1935, Çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Kitap, 2012

195 views0 comments

SİYASAL İKTİSAT

Contact

Follow

  • Twitter

©2020 by Siyasalİktisat